"evet, cehennem böyle olmalı:
tabelalı caddeler ve düşüncesini
anlatma olanaksızlığı."- A.Camus
ne zamandır takılıyoruz bilmiyorum...
-polisin gezi parkındaki eylemcilere müdahalesi sürüyor.
evden çıkarken haberin son saniyelerine denk gelmiştik. yolda da birkaç defa muhabbeti açıldı, sonra sustuk. kafeye geldikten sonra sigaramızı içerken insanların bağırmalarını duydum; hükümeti protesto ediyorlardı. istiklal caddesine çıktığımızda ise polislerin ileride beklediğini gördüm. insanlar da polislerin karşısında dikilmiş, slogan atıyorlardı. aralarında yirmi metre falan vardı. 'gel lan, fotoğraf çekelim.' dedim Onur'a. polislere otuz metre kala ileriden hızla gelen toma gözüktü.
-kaçın!
-şerefsizler!
-biber gazı atıyorlar!
-amca yoldan çekil!
tomanın gazabından kurtulanlarla beraber kafeye sığınıp beklemeye başladık. iki dakika önce insanların kaçıştığı caddeden iki dakika sonra alışveriş poşetleriyle insanlar geçmeye başladı. gerçek miydi? evet.
tekrar geldiler. aynı duruşla, aynı nefret dolu bakışlarla. insanlar da geldiler; aynı kararlılıkla. tekrar yürümeye başladık ama bu sefer fotoğraf için değildi. nedeni yoktu ama yürüdük. bilinçsiz bir bilinçlilikle ve daha bir dik.
toma ile bir kez daha püskürtüldük. fotoğrafı düşündüm; bir tarafta polis, bir tarafta halk. birilerinin arkasında olmaktansa binlerin arasında olmayı seçtim. barikat kurdum, biber gazı yedim, tomadan kaçtım.
ne zaman ayıldık hatırlamıyorum...