küçük bir sandalyeden iniyorum aşağıya. aşağısı karanlık ama daha tanıdık. binlerce belirti yerine, tek bir sebep var dipsizliğinde. ve tamamen fizikseldir aslında, başımızı göğün dipsizliğine kaldırınca iyi hissetmemiz ya da karanlığın sonsuzluğuna bir adım atmaya korkmak. belki de biraz dilbilimsel. pardon, sandalye diyordum. onun ne sonsuzluğu dipsiz, ne de karanlığının ayağı kırık. dediğim gibi; küçücük.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder